Çarşamba, Ocak 13, 2010

2009 highlights of s1

old_and_young_by_VladmBakıyorumda şöyle bir geçmişe; bazı yıllar öylece geçip gitmiş. Kalbimde o yıllara dair düşülmüş tek bir not veya renk yok. Sanki ben değil hayaletim yaşamış…

2009 ise farklı, iz bıraktı.

Bu sene ilk defa kalbimle aklım arasına incecik bir yol çizdim. Yolda çocukluk hayallerimi gördüm, anladım…

Yüreklendirdim kendimi; “başarmak zorunda değilsin, yap gitsin!”  dedim. Ve de yaptım. Korkmadan deliliğimi yudumladım. Resim yaptım, yazdım, çizdim, düşündüm ama en önemlisi 15 yıllık hayalimi görmezden gelmeyi bıraktım ve tiyatro kursuna yazıldım! Sonuçları bıraktım anlayacağınız, yolculuğun tadını çıkarmaya başladım…

Bu sene, kanlı, canlı, şen, şişman kahkahalar attım. Çocuklar gibi her keşifte şaşırdım, kikirdedim, gıdı gıdı gıdıklandım… Olur olmaz yerlerde garip pozlar verdim ve eskiden de olduğu gibi hiç umursamadım!

DSC07613

2009 highlights of s1:

  • Koçluk – Zeynep ile ardına kadar açtığım kapılar
  • Sanatçının Yolu
  • Dümbelek Dünya
  • Çocukluk aşkıma aşk-ı itiraf
  • Avrupa yakasına taşınmaca
  • Digiturk
  • Burcucan
  • Kıllı Biftek faciası
  • Alaçatı weekend with Kuzen
  • Deep Purple
  • Windsurf kursu
  • Tiyatro kursu
  • Tiyatro kursu ile hayatıma giren özel insanlar…
  • Deli Nehri Arzu ve tableti
  • Bajar

 

…bir kusuru var yalnız kızın…

Çarşamba, Ocak 06, 2010

Bajar’a Yaklaşanlar…

baris-icin-sanat Dün gece Babylon’a gelip Bajar’a yaklaşanların sayısı oldukça fazlaydı! Hatta öyle kalabalıktık ki konserin başında bunu algılamamız biraz vakit aldı. Sanki hem biz, hem şehir şaşkındı…

Tabiki bu şaşkınlık fazla sürmedi! Konserin kırılma anı bence Vedat'ın "haydi bakalım bu parçada halay çekiyoruz" dediği andı. Herkes delirdi; meğer bunu bekliyormuşuz! Harika manzaralar vardı; halay çekenler, zılgıt çekenler, kendinden geçenler…

Bu arada konser Berfin ile başladı. Şarkıya, barkovizyondan izlediğimiz hayalini çizmiş minik yavruların resimleri eşlik etti. Diğer şarkılarda da yine temaya uygun etkileyici görüntüler vardı; örneğin bir Dersim’i görmek bizi duygulandırmaya yetti…

Konser boyunca şarkılara Kürtçe eşlik edebilmeyi çok istedim! :( Hatta kendimi bildim bileli içimde beslediğim “ana dilimi öğrenme” motivasyonumun nasıl körüklendiğini anlatamam! E artık Bajar’ın gücünü varın siz düşleyin…

Ayrıca Ahmet Kaya'yı anmamız da çok anlamlıydı. Burak Korucu, "şehre böyle yaklaşıp insan manzaralarına bakınca Ahmet Kaya'yı anmamak olmaz!  ………  Gerçi şimdi ondan özür diliyorlar. Ama yemezler!" diyince kıyamet gibi bir alkış koptu. Ahmet Kaya'dan Yalanda Olsa’yı söylediler… Biz de yalanda olsa yüreğimiz elimizde, yumruk yemiş gibi dinledik şarkıyı ama bu bize yetmedi…

Konser boyunca bir duygulandık, bir coştuk… Örneğin Tam Tam’ı canlı canlı dinlemek de dehşet derecede zevkliydi; şarkı ritmiyle resmen kalbimizi ve Babylon sahnesini titretti!!

Kısacası duyduğumuz hüzün, çoşku, sevgi, isyan, keyif hepsi birbirine karıştı…Öyle bir kendimizden geçtik ki konser ayine dönüştü! Dün gece Bajar’dan gözlerimiz kamaştı… Babylon’da yüreğimize resmen büyü yapıldı…

Çarşamba, Aralık 30, 2009

oyuncağıma sarılıp uyusam mı acaba?

Bu hafta ne uykuya doyabildim, ne de uykusuzluğa dayanma limitimi zorlamamaya… (ne dedim vallahi ben de anlamadım, çok uykum var işte!) Gözümden uyku akıyor ama ben kendimi kaldıramıyorum bilgisayarın başından. Neden? Çünkü dün Arzu bana bir oyuncak getirdi; bir tablet ve kalem!!! Ve capcanlı almış olduğum tutorial sayesinde Photoshop’ta harikalar yaratmak üzereyim!!! De zor tutuyorum kendimi :P kihkih

Tabletle resim yaparken ağzımdan resmen görünmez salyalar akıyor ve ben içten içe tablete damlar diye korkuyorum… Bedenim ise zaten zevkten 4 köşe. Ha ağzım; eheh o kulaklarımda! Öyle ki dudaklarım gerilmekten ince birer ipe dönüştü ve dişlerim de kurusun diye asılmış çamaşırlar sanki…

Gözlerimden ise parlak mavi yıldızlar kayıyor. O kadar çoklar ki bana küçükken sahip olduğum mavi yıldızlı nevresimimi hatırlatıyor; sarılıp uyuyasım geliyor…

Pazartesi, Aralık 28, 2009

dumur incisi

Bugün servisle eve dönerken arkamda oturan abimiz, cep telefonunu kapadı ve yanındaki kadına dönüp; “Daha yeni gelmiş! hep geç kalıyor…” dedi. Teyze de “Evet, sabahları da geç kalıyor” diyerek onay verdi. Sonra adam gayet betimleyici bir sesle hükmetti; “Çorbası geç kaynıyor bunun”

Hööö…?
İç gıcıklayıcı bu benzetmeyi seweyim mi, tiksineyim mi karar veremedim… Kızın çorbası geç kaynıyordu… Bu esnada inciler dökülmeye devam etti; “Annesi saçını da hiç taramıyor bu kızın. Evlendirelim de kurtulalım bari, kocası ilgilensin”.

Hööö..?
Lan ne annesi, saçlara ne zaman geldi konu? Kocası mı ?? allaaaahım, kal geldi zihnime… Hangi kızdan bahsediyorlar?! diye düşünürken, zihnim kızı transit geçti ve kendi kabarık saçlarım geldi aklıma ve ben küçükken annemin bu saçları tarama çabası…

Bu esnada vardık; içimden “millet ne acayip” diyerek indim servisten. Eve gitmeden önce mandalina almak için marketin yolunu tuttum…

her yaş için bir kitap!

Read_2_by_bypolar_bear Pastaya mum dikeceğine, her yaş için bir kitap almalı insan!

Evet, evet! Super fikir! Ders kitaplarına girmem gerek bu buluşumla! ahahaha ::))

Yalnız 2 eksiğim var;
bir) bu icada eşlik etmesi gereken hızlı okuma yeteneği
İki) okurken orada olabilme kabiliyeti

Zira hem yavaş okuyorum, hem de okurken bi bakıyorum bi bok anlamamışım. Bu iki durumu geliştirdik miydi her yaş için iki kitap! diye yeni bir buluş da yaparım nıhahah ::::)

Neyse bu sene 33 kitap okuyacağım ;)
Yalnız çok rica ederim otuzüç derken dudaklardaki coşkuya dikkat… :X

Related Posts with Thumbnails

en çok okunan top10 şaheser