tablete alışamadıkça kendimi renkli kaleme veriyorum
bir çeşit isyan diyelim...
tablete alışamadıkça kendimi renkli kaleme veriyorum
bir çeşit isyan diyelim...
bu haftasonu genellikle resim yaptım.
uzuuuun zamandır resim yapasım vardı, o yüzden kendimi bir parça paraladım sanırım… cumartesi, akşam yemeğini unuttum misal, bir gözümü açtım saat 22 olmuş…(beeeen yemegi unuttum?!…) ayrıca bu haftasonu akira kurosawa filmleri izleyecektim, onlara da pek zaman kalmadı; Ran izlerken uyuyakaldım...
derwent marka renkli kalemleri ilk kez deniyorum, çok zevkliymiş…120 gr.kağıdın dokusuyla birleşince çok güzel bir zemin oluşturdu. ayrıca farklı renkleri karıştırmak da mümkün. sonuçta keçeli kalem ve renkli kalemlerle ortaya böyle portreler çıktı…
Botero ne lan? demeyin!
yoooo dediniz duydum.
Kendisi ressam…
Üstüne üstlük yaşarken efsane olmuş bir ressam… Güney Amerikalı, aslen Kolombiyalı bir figüratif. Abartılı üslubu ve şişman figürleri, insanın bünyesinde bir nevi gıdıklanma etkisi yapıyor :) hatta naif ironisi rahatlatıyor bile denebilir. 4 Mayıs – 18 Temmuz 2010 tarihleri arasında Pera Müzesinde sergisi var. Kaçırmayın…
Buyrun çalışmalarından örnekler;
Çeşiti bilgiler sinsilesi;
Sergi 64 yapıttan ve 6 bölümden oluşuyor…
Botero, özellikle Ebu Garip işkencelerinin fotoğraflarından yola çıkarak yaptığı betimlemeleriyle dünyanın en tartışılan ressamlarından biri oldu. Buyrun bu koleksiyonundan bir örnek; hatta kendisi de resminin önünde poz vermiş:
Botero, aynı zamanda heykeltıraş; buyrunsss şehirlere hediye ettiği heykellerden birkaç örnek:
Özellikle Lizbon’a hediye ettiği heykelden sonra Botero’nun hastasıyız! diyor ve artık sizlere veda ediyorum… haydin cheers,
s1