müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Haziran 26, 2012

Youn Sun Nah

Youn Sun Nah, Koreli bir şarkıcı ve çok güzel cover’lar yapmış, dinlene…

hey little bird,fly away home,your house's on fire...

 

My Favourite Things…

Cuma, Ağustos 13, 2010

i love the way you are breaking my heart

imageimage

Bugün Bernard and Doris’i izledim. Tütün milyarderi Doris ve onun tüm mirasını bıraktığı hizmetçisi Bernard’ın gerçek hikayesi… Günün kalan kısmında da aşağıdaki şarkıyı keşfetmenin keyfini sürdüm ;)

I love the way you're breaking my heart
It's terribly, terribly, terribly, terribly thrilling
I love the way you're breaking my heart
Although you're gonna ruin it
It's heaven while you're doin' it
I love the way I feel when we kiss
You're terribly, terribly, terribly irresistible
Sigh to me, and lie to me, you really know how
It's gonna hurt tomorrow, but it feels so good now
So darling, just keep playing your part
Take your time and really finish the things that you start
'Cause I love the way you're breaking my heart!

dinlemek için tıklayın

Perşembe, Haziran 17, 2010

Sebahat Abla

Kahvenin önünden
Şöyle salınıp geçerken
Hayat dururdu sanki
Zamana değmeden

Bulaşır neşesi
Konuşup söylerken
Dağılırdı gam keder
İnsanın kalbinden

Mahallenin sevgilisi
Kadeh gibi çınlar sesi
Yaz kış açık penceresi
Ah, Sebahat Abla

Patiskadan perdeleri
Rüzgar taşır etekleri
Saksıları, çiçekleri
Ah, kokuyor hala

* * *
Camlarına vururken
Batan güneşin rengi
Radyoda ince saz
Söyler kalptekini

Ne ruhun esrarı
Ne aşkın kudreti
Herkes öder gün gelir
Payına düşeni

Mahallenin hafiyesi
Siyah meşinden ceketi
Yara gibi gülümserdi
Ah Eşref Abi

Rakıyı susuz içerdi
Sebahat ablayı sevdi
Ortalığı duman etti
Ah Eşref Abi

* * *
İkisi de sahipsizdi
Kimse bilmez neden bitti
Kavuşmadan kaderleri
Bu şarkı bitti

Perşembe, Haziran 10, 2010

sevemedim ben bugünü…

Şarkıların ne acayip bir gücü var. İnsanı, dinler dinlemez içine çekiyor ve o anın taşıdığı ağırlığın altında ezebiliyor.

Birkaç yıl boyunca hemen hemen her sabah, Duman’ın Seni Kendime Sakladım albumuyle işe gittim… Hiç bıkmadan bu albumu dinledim. Ve hiç bıkmadan işe gittim. Her sabah… Yanıbaşımdan şarkısının yeriyse ayrıydı. Bu şarkıya, sabahın anlamsız sessizliğini yara yara eşlik ederdim.

Sabahları işe giden bir ben vardı işte… varınca çaresiz arabadan inen, işe yürüyen, görenlere günaydın diyen ve gülümseyen, samimiyetsiz, sağır, dilsiz, korkak bir ben…
Her sabah bir ben,
içimde bir ben daha…

dead-walk-by-esvan-1 dead-walk-by-esvan-2 dead-walk-by-esvan-3

Çarşamba, Nisan 21, 2010

5film / 5çağrışım / 5şarkı

Sukkar banat / aşkın yarattığı hayalkırıklığı, kalp ağrısı / mreyte ya mreyte

Exit through the gift shop / hayatını sokak sanatçısı olmaya, düşünmeye, üretmeye adamış özel ruhlar / tonight the streets are ours

No one knows about persian cats / yeraltından yükselen ve engellenemeyen rock / persian

A single man / onsuz hayatın anlamını yitirmesi, derinden gelen ölme isteği / george’s waltz

Mine Vaganti / kalpten kurulan derin bağlar; insanı insan yapan ve yaşamı güzel kılan… / 50 mila

Salı, Nisan 20, 2010

Gürültü Ustaları

jack-page-edge1 U2’dan The Edge, Led Zeppelin'den Jimmy Page ve The White Stripes'dan Jack White’ın bunca yakınına girmek, onların ağzından kendi hikayelerini dinlemek, yaratıcı süreçlerini, sancılarını, mabedlerini, gitar çalışlarını, müzik arşivlerini, uçak cockpiti gibi amfilerini, etkilendikleri akımları, müzikleri dinlemek muhteşem bir deneyimdi. Plak arşivlerinin de ayrıca hastası oldum…

Özetle pazar pazar, hem de 21:30 seansına sinemaya gitmemize değdi! Orjinal adıyla “It Might Get Loud” çok değişik bir deneyim. Özellikle gitarla ve müzikle ilgilenen herkesin bu filmi görmesi gerek. Kaçırmayın!

Pazartesi, Nisan 05, 2010

bugün kurt cobain’i anmadan geçmek olmazdı…

KurtCobain-1 

lounge act!

Pazar, Mart 28, 2010

Yağmur Yağar Taş Üstüne / Brenna Maccrimmon

Yukarıdaki videoyu izleyemeyenler; bir de şuradan yakın…

Cumartesi, Mart 06, 2010

Yalan Da Olsa

Sokak ortasında bir kadın bar bar bağırıyor
Kendini arıyor, kendini soruyor, bağırıyor
Sesi kulaklarımda bir kurşun gibi patlıyor
Yalan da olsa haklılar diyoruz ama
Bu da yetmiyor

Gece yarısı vardiyada işçiler tedirgin üşümekte
İş’ten değil güç’ten değil içten üşümekte
Zaman geçmekte, zaman gecikmekte, zaman üşümekte
Yalan da olsa birleşiyorlar ama
Bu da yetmiyor


Gece yarısı bir müzisyen evine yine geç dönüyor
Taksi parası bile yok cebinde ama evine dönüyor
İki damla yaş geliyor gözlerinden cigarası sönüyor
Yalan da olsa zenginiz ya
Bu bize yetmiyor

Yalnızım yalnızlığım beni dinlemekte
Yalan da olsa ne var ki bu şarkıyı söylemekte
Yalan da olsa içimden bir bulut akıp gidiyor
Yalan da olsa mutluyum ya
Bu bana yetiyor

Söz-Müzik: Ahmet Kaya

Ahmet Kaya dinleyin biraz iyi gelir…
Ah bir de Burak Korucu’nun seslendirdiği versiyonunu bulabilsem benden mesudu olmayacak…

Pazar, Şubat 21, 2010

Koma Amed !

10 yıl kadar önce Urfa’ya seminere gittik. Ordaki insanlar bizi bir ağırladı, bir ağırladı, yemin ediyorum dedik ki “biz insan mıyız acaba? böyle koşulsuz iyi nasıl olunur?” Akıl sır erdiremedik… Neyse arabada çalan müzik de muazzamdı; Koma Amed ile işte ilk böyle tanıştım.

Arabada müziği dinlerken, camdan dışarı bakıp çarpıldığımı hatırlıyorum…
Araba şehrin içinde ilerliyordu; ben de hayatın içinde ilerliyordum… Üniversiteden yeni mezun olmuş, iş hayatına yeni girmiştim. Aslen Van’lıydım ama toplasan 2 kez gidebilmiştim (o da çocukken…). Ankara’da yaşıyordum ve şimdi yolum Urfa’ya düşmüştü. Güney doğuya yaklaşmak hoştu. Bu arada camın diğer tarafındaki manzara ve müzik, garip bir uyum yakalamıştı; sanki televizyondan bu şarkının video klibini izliyordum… O an konfor içinde oturmuş, deri koltuklar ve klima serinliği eşliğinde doğuya baktığımı duyumsadım. Aynı Ankara’dan yaptığım gibi… Doğuya bakmamak, bakacaksan da konfor içinde bakmak kolaydı. Peki ya içine karışmak?

Çarşıya inince doğruca gidip kendime bir poşu aldım. Boynuma sarınıp şehirde yürürken garip bir mutluluğa kestim… Ankara’dansa daha çok buralıymışım gibi çocuksu bir aidiyet hissettim…
Şemo, Tesi, Hay Nık Na

koma_admed_dergus

Not: Koma Amed ile Urfa’da tanışıp albümünü Ankara’da bol bol dinledikten sonra nasıl olduysa o kaset kayboldu. Ama kaset kapağı (yukarıdaki) aklımdan hiç çıkmadı. Kapak tasarımı ve renkler benimle kaldıysa da yazılar silindi. Yıllarca bu kaset kapağında ne yazdığını okumaya / hatırlamaya uğraştım… Birkaç hafta önce, o poşuyu annem Ankara’dan istanbul’a benim eve getirdi. Ben de “hey gidi hey” diyerek salondaki koltuğa serdim… Tabiki yine kapak düştü aklıma; ne yazıyordu? ah bir hatırlasam internetten bulurdum… Sanırım poşunun büyüsü tuttu; bugün, bir anda, durduk yere “Koma Amed!” dedim ve ayağa fırladığım gibi bilgisayara koştum!!! :)) Çok mesudum… Bütün gün albümü dinledim…………….

Çarşamba, Ocak 06, 2010

Bajar’a Yaklaşanlar…

baris-icin-sanat Dün gece Babylon’a gelip Bajar’a yaklaşanların sayısı oldukça fazlaydı! Hatta öyle kalabalıktık ki konserin başında bunu algılamamız biraz vakit aldı. Sanki hem biz, hem şehir şaşkındı…

Tabiki bu şaşkınlık fazla sürmedi! Konserin kırılma anı bence Vedat'ın "haydi bakalım bu parçada halay çekiyoruz" dediği andı. Herkes delirdi; meğer bunu bekliyormuşuz! Harika manzaralar vardı; halay çekenler, zılgıt çekenler, kendinden geçenler…

Bu arada konser Berfin ile başladı. Şarkıya, barkovizyondan izlediğimiz hayalini çizmiş minik yavruların resimleri eşlik etti. Diğer şarkılarda da yine temaya uygun etkileyici görüntüler vardı; örneğin bir Dersim’i görmek bizi duygulandırmaya yetti…

Konser boyunca şarkılara Kürtçe eşlik edebilmeyi çok istedim! :( Hatta kendimi bildim bileli içimde beslediğim “ana dilimi öğrenme” motivasyonumun nasıl körüklendiğini anlatamam! E artık Bajar’ın gücünü varın siz düşleyin…

Ayrıca Ahmet Kaya'yı anmamız da çok anlamlıydı. Burak Korucu, "şehre böyle yaklaşıp insan manzaralarına bakınca Ahmet Kaya'yı anmamak olmaz!  ………  Gerçi şimdi ondan özür diliyorlar. Ama yemezler!" diyince kıyamet gibi bir alkış koptu. Ahmet Kaya'dan Yalanda Olsa’yı söylediler… Biz de yalanda olsa yüreğimiz elimizde, yumruk yemiş gibi dinledik şarkıyı ama bu bize yetmedi…

Konser boyunca bir duygulandık, bir coştuk… Örneğin Tam Tam’ı canlı canlı dinlemek de dehşet derecede zevkliydi; şarkı ritmiyle resmen kalbimizi ve Babylon sahnesini titretti!!

Kısacası duyduğumuz hüzün, çoşku, sevgi, isyan, keyif hepsi birbirine karıştı…Öyle bir kendimizden geçtik ki konser ayine dönüştü! Dün gece Bajar’dan gözlerimiz kamaştı… Babylon’da yüreğimize resmen büyü yapıldı…

Salı, Aralık 22, 2009

Bajar

bajar-300x300Bajar benim için “ilk dinleyişte aşk  oldu…

Internette dinleyip resmen aşık olunca, koşarak albümü satın almaya gittim. Albümü açıpta iç kapaktaki yazıyı okuyunca, beynimden vurulmuşa döndüm diyebilirim.

Google maps görüntülerindeki bir evi büyüteç ile işaretlemiş ve şöyle yazmışlardı;

“Sizler bu şarkıları dinlerken bu evde bir çocuk Mehmed Uzun okuyor. Şarkılarımız o çocuğa…”

O çocuk bendim. Gözlerim doldu. Ve ben kendimi bazen o kadar yalnız hissediyordum ki bu yazı yalnız olmadığımı söylemişti…

Albümü dinledikçe, şarkı sözlerini okudukça boğazım düğümlenmeye devam etti… İnsanın yüreğini delip geçen o kadar çok şarkı var ki… Ne harika bir iş yapmışlar anlatamam. En çokta Davetsiz Misafir i dinlerken artık daha fazla tutamadım, koyverdi gözlerim kendini…

Davetsiz Misafir
Çağırmışsın ey şehir
Duyuyorum, duyuyor
Sen kadim, bense acemi
Büyüyorum, büyüyor
Kamaştı gözlerim ışıklarından
Arandım sakin yollarında, geziyorum

Doğudan veyahutta Ankara’dan bile gelenler çoğu zaman böyle hissetmiyor muydu bu şehirde? Buraların yabancısı gibi / Buraya çalışmaya, varolmaya gelmiş birer davetsiz misafir gibi…

Yine ilk dinleyişte Emele ve Berfin de beni çok etkiledi. Örneğin Emele, çoğumuzun görmek istemediği hayatlara dair ne çok şeyi anlatıyordu… Müziği ise zaten muhteşem!

Emele
Evler yapıyorum sizlere, evler
Belki yoktur haberiniz
Yatıyor, kalkıyor, ev yapıyorum
Sigortasız, garantisiz
Akşamı ediyorum
Yoktur sizin haberiniz
Yatıyor, kalkıyor, ev yapıyorum
Bir aşağı, bir yukarı
Yüzlerce kat arasında mekik dokuyorum
Kimse sormaz halimi
Neden benim de yok bir evim
Bitap düşerim
Uykulu gözler azaptır bana
Gün kavuştuğunda geceye
Evde çocuklarım gelir kucağıma
Uyumak isterler koynumda, mümkün mü?
Herkesten önce dalarım uykuya
Unutmak ne mümkün o günü
Kirli bir kardı yağdı üzerimize
Diken oldu gülümüz
Unutmak ne mümkün
Harap ettiler köyümüzü
Küle döndü evimiz
Kiracııyız. Eski, harebe bir evde. Devrildi, ha devrilecek
On beş kişiyiz aynı evde
Anam babam, amca çocukları, maaile
Korkuyla dalıyoruz uykuya
Lakin bıraktık mı kendimizi uykunun kollarına
Saray yavrusu oluyor evimiz mübarek…

 

berfinBerfin’in bestesi Vedat Yıldırım’a ait, sözleri ise Vedat Yıldırım, Ferhat Güneş ve Murat Tambay ortak çalışması.

Bu parça, “Kardelenler” projesine de inceden dokundurmayı ihmal etmiyor bana göre. Şöyle ki; Berfin’in, Kardelen’e dönüşme riskini görüyor ve ana dilde eğitim hakkı gibi çok güncel bir temaya değiniyor aslında. Berfin’i dinlerken ayrıca ben İki Dil Bir Bavul’u hatırlıyor ve inceden gülümsememe mani olamıyorum… :)

Anlayacağınız Kardeş Türküler’in solistlerinden Vedat Yıldırım, bu projede hem sesiyle, hem de söz ve müziği kendisine ait şarkılarıyla (Emele, Davetsiz Misafir, Na na, İşporteci) bizleri sarsmaya devam ediyor… Biz de sarsılıyoruz!

Albümde bir de Orhan Gencebay şarkısı var; Elhamdülillah. Vedat Yıldırım ve Burak Korucu birlikte yorumlamışlar. Derde doyanların isyanı şu oluyor; “Rabbin bize pay ettiğini / almak kolay versene biraz”… Temaya uyumu bir yana dursun, bu şarkı da harika bir seçim olmuş! Orhan Gencebay seven rockçıların dikkatine özenle sunulur…

Bajar, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu bünyesinde oluşturulmuş bir proje aslında.

Bajar = Şehir
Nezbe = Yaklaş

Yani aslında Bajar(Şehir) projesi, Nezbe(Yaklaş) diyerek Kürtler’in metropollerde yaşama savaşına ve kültürel dönüşümlerine ışık tutuyor. Albümde, Türkçe, Kürtçe ve her iki dilin de kullanıldığı parçalar var. Bu da çok kültürlü duruşun ve kardeşce bir arada yaşamanın doğal bir sonucu esasen…

Projenin notlarını, merak edenler detaylı okur; ancak ben dayanamayıp ilk paragrafını buradan paylaşmak istiyorum;

“Türkiye’de 90’lı yıllarda yaşanan iç savaş ortamı, birçok Kürdün zorunlu göçe maruz kalmasına ve metropollerde ciddi bir Kürt nüfusunun birikmesine yol açmıştı. Bu alelacele ve zamansız yolculuk geleneksel yaşam biçimleriyle yaşamlarını sürdüren birçok insanı metropol hayatıyla ansızın baş başa bırakmış; insanların yaşamlarında dönemsel bir belirsizliğe sebep olmuştu. Geçen on beş yıllık süreç, birçok Kürdün yaşam tarzını, çalışma hayatını değiştirdi. Gözlerini metropol hayatında açan yeni bir genç nesil, popüler kültürel değerler ile aile-akraba ortamlarında aldıkları değerleri bir arada yaşıyorlar. Yaşlı kuşaktan insanlar ise köye dönüş beklentilerini, resmi ve sivil toplum örgütlerindeki hantallıklar nedeniyle ertelemiş durumdalar...”

 

Bunca yazıdan sonra belkide projenin en iyi özetini, beni de ilk etapta bu albümle tanıştıran Özgür ruh yapmıştı;

“Fırat suyu Marmara’ya karışsın, kendi dilinde şarkı söylemeli ozan. Sıkıntılı günlerde Bajar derde deva, akla şifa. Kürtçe - Türkçe folk rock.”

Peki ne hissettin diye sorarsanız;

Yaşam tarzına dönüştürdüğümüz Rock müziğinin Kürtçe - Türkçe dile geldiğini duymak muhteşem bir deneyim oldu! Bu albüm belki de iki kültür, iki dünya, iki dil arasında sıkışmış, kaybolmuş binlerce gencin ruhuna şifalar getirdi… Ne hoş etti, hoş geldi!

Cumartesi, Kasım 21, 2009

kitty litter

Bu seneki Placebo konseri bu muhteşem şarkıyla başlamıştı. Şimdi dinlerken düşünüyorumda soluğumuzu kesen bir başlangıçmış; özelliklede o ses düzeninde…

Placebo_vol_1_0_by_ohpSes öyle güçlüydü ki sanki sahneden taşıp Kuruçeşme’nin toprak zeminine dökülüyordu… Oradan usul usul ilerleyip bizi teslim alıyor, bununla da yetinmeyip gökyüzüne hükmediyordu!
Yukardan bakıldığında belkide o gece boğaza rock karışıyor, İstanbul’un tüm tepeleri delirmiş gibi kafa sallıyor ve isyan doruğa ulaşıyordu…

Perşembe, Ekim 29, 2009

PJ Harvey ve Bjork’ten “Satisfaction”

Bjork’un vahşi vokalı ve PJ’in karizmatik duruşu ve ses tonu ile nefes kesen bir performans bence... pj videoları araştırırken gözüme çarptı; yeniden dinleyeyim hatta paylaşayım istedim:

Video ile ilgili gereksiz bilgiler sinsilesi:
sene 1994
orga Brit Awards müzik töreni
şarkı Rolling Stones’dan “Satisfaction” 
nakşeden (o ne lan) Bjork ve PJ Harvey………….

Cuma, Temmuz 24, 2009

Kutsal MFÖ

Bu yazıya konsantre olabilmek için Deep Purple bulutlarının biraz dağılması gerekmekteydi; zira derin bir sarhoşluk içerisindeydim...

MFÖ, her zamanki gibi müzikleri, samimiyeti ve sempatikliğiyle tüm seyirciyi sarıp sarmaladı. Biz de o dehşet sıcağa rağmen, dehşet danslar edip eridik ve toprağa, ordanda boğaza karıştık...

Mazhar, konserin başında seyirciyi şarkı söylemek konusunda çok yüreklendirdi; "en detone şarkı söyleyenler aslında en içten söyleyenlerdir, haydi en detonesinden bize eşlik edin!" gibi birşeyler söyledi, çok tatlıydı... :)

Peki ya Özkan Uğur! Allahım bu adama tüm konser boyunca hasta oldum! Çünkü sahnede nasıl gözüktüğünü önemsemek yerine, içinden hangi figür geliyorsa onu yapmakla ve coşmakla meşguldü. Anın içinde öyle davetkar eğleniyordu ki siz de elinizde olmadan ve nasıl gözükeceğinizi bilemeden çılgınca dans etmeye başlıyordunuz…

Lafı çok uzatmadan kutsal MFÖ'nün 90'larda çıkartmış olduğu "Geldiler" albumunden bir şarkıyla sizlere mecburen veda eder, müzik ve dans dolu günler dilerim... esen kalın! kıh-kıh;)

Salı, Temmuz 21, 2009

deep purple

Son zamanlarda birşeyler alırken elim hep mora gidiyor...
meğer deliliğin rengiymiş
öyleyse mantıklı diyorum içimden... :)
mora duyduğum aşk,
dün gece sanki
derinlik sarhoşluğuna tutulmuşum gibi
kendimden geçmeme neden oldu.......
eve dönüp, yüzümde sarhoş bir gülümsemeyle yatağa yığıldığımda
kalbim halen
deep purple!
deep purple!
diye atmaktaydı...













sometimes i feel like screaming http://fizy.com/s/10bq09
smoke on the water http://fizy.com/s/126p57
rapture of the deep http://fizy.com/s/15tcl9
highway star http://fizy.com/s/17ggo9

Perşembe, Haziran 25, 2009

placebo: blame turkish custom

if u wanna blame someone, blame turkish custom..! evet evet oyle deyiverdi...! meğer ondan gecikmiş ekipmanlar... işte dün placebo konserinde bunu duyunca hepimiz oylece kalıverdik... aaa bulgaristan'da değil miydi sorun yafff diye bir sağa, bir sola bakındık...

olsun hepimiz oradaydık... bir gün sonraya ertelenmesinin şokuyla kimsenin uğraşası yoktu. tek istediğimiz placebo...

onlar da bi ara bizi türk usulü böyle küfrederek felan sevdi.. u r fucking amazing! fuck you all :P felan dedi... son kısmı şaka tabi ;) aramızda... ama ayyy bir mutlu olduk ki anlatamam.. can havliyle, avazımız çıktığı kadar "i love u brian!" diye bağırıvermişiz... kıss kısss

diğer yandan album çıkalı 1 hafta olmuş... eheh :) yeni albumden her çaldıklarında hipnotize olmuş gibi en malından sahneye bakakaldıysakta muhteşem bir konserdi...

sonra brian bişe bişe bişe from england bişe bişe... dedi.. net cümleleri hatırlamıyorum :) zira bira 5 tl.. amaaaa bizim için bi newi kırılma anıydı. ne dediyse artık ya bize bir komik geldii, koptuk!? bir cıvıma geldi :) ve bir daha da gitmedi..

special k
meds
ya bu iki şarkıda bu kadar mı eğlenilir kardeşimmmm...

veee sahneye sanırım son kez geldiklerinde infrared söylediler! resmen bildiğiniz delirdik! someone call the ambulance...

bu sene rock n coke benim için zortladı :(
ve belkide yazın en güzel konserine gittim...

konserden sonra bana kalan şarkılar:
kitty litter http://fizy.com/s/16k8dy
happy you are gone http://fizy.com/s/1634cs
devil in the details http://fizy.com/s/16lh4v
battle for the sun http://fizy.com/s/150j5m

aslında bütün album çok güzel.
dinleyin... ;)

Pazar, Haziran 21, 2009

sagopa kajmer

ne zamandır yazacağım; sagopa kajmer diye bir adam var....

Kendisi 78 doğumlu, gerçek ismi Yunuz Özyavuz. Rap yapıyor... Benim onunla tanışmam kardeşimin sayesinde oldu. "Baytar" isimli şarkısını dinledim ve şarkı öyle güzelki "kim bu!?" deyivermişim... Cevap: Sagopa Kajmer

Baytar'ı dinlemek için buyrun tıklayın: http://fizy.com/s/16m8ra
ve birde sözlerine bakın allaaayiseniz; adam rapçi mi şair mi felsefeci mi ...
diyebilirimki en güzel ifade edilmiş aşk şarkılarından biri...

* * *

Baytar
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç degersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömür yarım gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözün gözümden ayrilinca
Bendeki ask altın misali ağırlığınca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Başım sarkık bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş
Dudaklarınla kaderi nikah eden çakır keyif dertdaş
Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi
Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi
Saniyeler dakikalarla yapar alişverişi
Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi
Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir
Afitap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir
Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın
Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım
Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım
En güzel şiirlerimde kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Safak güneşin fermanı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

Kafamı duvara yasladım omuzların yanimda yok
Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliginle gelir hüznüm yoklugunda gömülü ölüyüm
Bu devranin binlerce sevgi müsterisinden biriyim
Yalnizligima küfrederim sensiz halden müstekilim
Ilelebette dönmez olsam bil ki yalniz nöbetteyim
Hatalarima savas açtim her gün farkli kefendeyim
Hayat günlük defter yapragi hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlas deva bul üzüntü kalbi sömürürür
Yüzüne baktigim her an cennetten bahçe görülür
Gülüşle şen degil gönül bucaklarinda harabeler
Bu hilekar tavirla geçer fena saatler
Seni içeren masallarim anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Safak güneşin fermanı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

yeaaa
Melankolia 2006 kuzen sago kaf kef
Melankolia Sagopa Kajmer mahlası kaf kef


* * *

Nette birazda sagopa kajmer kimdir diye araştırdım ve şunları buldum;

Ceza'dan sonra rap dünyasının 2.adamı olarak anılıyor...

10 yılda bir yapılan bir rap yarışması varmış; adı Rap King. (insanın çüş diyesi geliyor, 10 yılda bir yarışma mı olur leyn. kim öle kim kala...) Sagopa meğer 2006 yılında "Baytar" isimli şarkısıyla birinci olmuş.

Sagopa Kajmer, "siktirin gidin" diye bir şarkı yapmış ve adında anlaşılacağı üzere oldukça küfürlü bir parçaymış...

"Pessimist" diye bir e.p. yayınlamış veee "gemide" isimli filmden (züüüper filmdir!) replikler, görüntüler kullanmış...

Sagopa kajmer ismi nereden geliyor diye bakındım; meğer sagopa gizemi çözülemeyen bir piramitin adıymış. Bu piramitin sırrını "ben çözerim uleyn!" diyen nice arkeolog bu yolda can vermiş... En sonunda Gerard Kajmeri denen bir arkeolog sırrını çözmeyi başarmış. işte böylece isim oluşmuş...

Eşi Kolera (Esen Güler Özyavuz) ile birlikte Melankolia Müzik isimli müzik şirketini kurmuşlar ve ilk album Kafile'yi çıkartmışlar. Bu album Türkçe, karma bir rap albümü...

Sagopa Kajmer'in diğer hoşuma giden şarkıları:
maskeli balo http://fizy.com/s/101mg4
kendim için http://fizy.com/s/16jo1t
(eşi kolera ile söylediği) monotonluk maratonu http://fizy.com/s/16m5f5
sahibinin sesi http://fizy.com/s/16m5f6
istisnalar kaideyi bozmaz http://fizy.com/s/102sr4

Sarhoş (Duman)

Keyfim kaçar, ben kaçırmam
elimde olsa hiç takılmam
yalancı dünya, kaygılanmam
kederle dolsam da yıkılmam
hayale daldım, hiç uyanmam
harcandım, harman kaldım
gündüz soldum, akşam açtım
haydi babam coş
burada müzik hoş
gerisi bomboş
olalım yine sar-sar-sarhoş

onlar üzer, ben üzülmem
elimde olsa hiç düşünmem
ölümlü dünya, derde girmem
sevince boğsa da değişmem
hayale daldım, hiç gerilmem
harcandım, harman kaldım
gündüz soldum, akşam açtım
haydi babam coş
burada müzik hoşgerisi bomboş
olalım yine sar-sar-sarhoş


http://fizy.com/s/124lpy

Pazar, Haziran 07, 2009

placebo'dan yeni album

Placebo'nun yeni albümü "Battle For The Sun" 8 Haziran 2009'da yani yarın(!) piyasada olacak. Resmi web sitesinden okuduğum kadarıyla albüm 3 farklı formatta çıkacak; Vinyl LP, CD&DVD ve CD. Fiyatları sırasıyla £16.99, £9.99 ve £8.99...

Albümdeki şarkılar:
1. Kitty Litter
2. Ashtray Heart
3. Battle For The Sun
4. For What It’s Worth
5. Devil In The Details
6. Bright Lights
7. Speak In Tongues
8. The Never-Ending Why
9. Julien
10. Happy You're Gone
11. Breathe Underwater
12. Come Undone
13. Kings Of Medicine


Buyrun son albümden 2 klip:
1) Albüme ismini veren bu şarkı ne zamandır radyolara çalıyor zaten! battle for the sun, super şarkı!! : http://www.youtube.com/watch?v=TZhvHP4JMqs
2) Sonracığıma aynı albümden çıkan diğer bir video clib; for what it's worth: http://www.youtube.com/watch?v=Lo2cSq3s4NM


Zaten resmi web sitesine girince kendiliğinden 4 şarkıdan oluşan bir playlist çalmaya başlıyor. Yukarıda kliplerini paylaştığım 2 şarkıya ek olarak, benim Meds albumunden hastası olduğum 2 şarkıyı daha eklemişler; meds ve infra-red... Ahanda resmi web sitesi: http://www.placeboworld.co.uk/

Artık merakla albümü bekliyoruz...
Neden bu üşenmezlik? derseniz;
Canım ciğerim şimdi siz kendiniz inanmazsınız, allah sizi inandırsın, Placebo Türkiye'ye geliyor! Aslında 2000, 2003, 2006 tarihlerinde de Türkiye'ye geldiler... Hiçbirine gidememiş ezik* bir insan ewladı olarak 23 Haziran 2009 - Kuruçeşme Arena'ya diktim gözlerimi bekliyorum... Hal böyle olunca bir parça araştırma yapma telaşına girdim...

Salı günü konser mi olur yaf diyen yaşlanmış halimi, yeni albüme hissetmekte olduğum şizofren duygularımı (hem meraktan çatlıyorum, hem çok üşeniyorum diğer şarkıları öğrenmeye...) ve esasen biletix gişesine dahi gidip bileti almaya duyduğum üşengeç hallerimi saymazsak, aslında gayet heyecanlıyım :))))

*düzeltiyorum ezik değil unutkan... ya bunlar rock n coke a geldiklerinde gitmiştim ya unutmuşum iştee :::)) bugun geldi aklıma.. haydi bakalım.
Related Posts with Thumbnails

en çok okunan top10 şaheser