şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Haziran 08, 2010

çaldırılan çantanın ardından

Geçenlerde çantamı çaldırdım.

Ehliyetim, kredi kartlarım, nüfus cüzdanım yetmezmiş gibi kalemim, not defterim, 33 yaşında kullanmaya başladığım o çok sevdiğim kırmızı rujum, yaşam izlerim, not defterime yazdığım şiirlerim, çantayla birlikte yok oldu… Öyle üzüldüm ki sonunda kendimden utandım… Ve anladım ki;
martı gibi özgür olmalı insan!
iki yanda bomboş kolları
alıp başını gidebilmeli
ve her gidişle
yeniden başlayabilmeli…

Ihlamur Ağacı

Moda’daki o güzel ağaca

Koca gövdeli bir kadının
çiçekli elbisesi gibi
deli
takmış takıştırmış renklerini…
Gerdanından parfüm
kollarından bahar taşar
her yanından geçtiğimde
yüreğime bahar dolar

Perşembe, Mart 18, 2010

little crow poem (JR)

Jolly Rotten, deviantart’da takip ettiğim bir çizer… Yarattığı karakterlere ve tarzına bayılıyorum!

Little_Crow__s_Poem_by_JollyRotten

 Butterfly_Poem_by_JollyRotten_thumb[1]

 
Özellikle şu aşağıdaki yılbaşı kartları beni benden alıyor...
Bu absürd esprileri, samimiyetsiz çam ağacındaki süslere tercih ederim…scary_christmas_cards_by_JollyRotten

Pazartesi, Haziran 15, 2009

Robot Boy (Tim Burton)




Mr. an Mrs. Smith had a wonderful life.
They were a normal, happy husband and wife.
One day they got news that made Mr. Smith glad.
Mrs. Smith would would be a mom
which would make him the dad!
But something was wrong with their bundle of joy.
It wasn't human at all,
it was a robot boy!
He wasn't warm and cuddly
and he didn't have skin.
Instead there was a cold, thin layer of tin.
There were wires and tubes sticking out of his head.
He just lay there and stared,
not living or dead.


The only time he seemed alive at all
was with a long extension cord
plugged into the wall.

Mr. Smith yelled at the doctor,
"What have you done to my boy?
He's not flesh and blood,
he's aluminum alloy!"

The doctor said gently,
"What I'm going to say
will sound pretty wild.
But you're not the father
of this strange looking child.
You see, there still is some question
about the child's gender,
but we think that its father
is a microwave blender."


The Smith's lives were now filled
with misery and strife.
Mrs. Smith hated her husband,
and he hated his wife.
He never forgave her unholy alliance:
a sexual encounter
with a kitchen appliance.
And Robot Boy
grew to be a young man.

Though he was often mistaken
for a garbage can.


* * *

Tim Burton'ın "İstiridye çocuğun hüzünlü ölümü" isimli şiir kitabını yeni okuyabildim! Yüzümde şaşkın, delirmiş bir gülümseme ile çizimlerini tekrar ve tekrar inceledim. Sanki ben çizmişim gibi, yaşamışım gibi bir duygu musallat oldu bana... Of harikalar, tam olması gerektiği gibi!
O garip dili, uslubu ve harika çizimleriyle hayranlarının gönüllerinde taht kurduğu kuşkusuz. O taht kura dursun, bana başka türlü yansımaları oldu. Kitabı okur okumaz ilk yaptığım şey çöp arabasında yaşayan böcek çocuğu çizmek oldu.. Ardındanda yazıyı yayınlama cesareti geldi... Bir süre bu tip garip :) scary şiirler yazacağım, orası kesin... Tim Burton'ın bu şiir kitabı bana cesaret verdi. A yok deli değilim bak adamda böyle şeyler yazıyor yaf dedim kendi kendime......

Ben yukarıda bir şiirini paylaştım... İlgilenenler için;
Kendini, "bir Kaybedenler Klubü tribi" olarak adleden bir yayınevi tarafından yayınlanmış; ismi ALTIKIRKBEŞ YAYIN. Türkçe çevirisini Artemis Günebakanlı yapmış ve orjinali kadar iyi. İlgilenenlere gaaaayet tavsiye ederim.

Devir internet devri diyenler ve elinde kitap tutmanın zevkini unutanlar
veya fikir edinmek isteyenler için buyrun :
tıklayın bakın ama sonra severseniz gidip kitabını da alın..

Pazar, Haziran 14, 2009

çöp arabasındaki böcek çocuk

her gün pis kokuya uyanmaktaydı
çöp arabasındaki böcek çocuk
bir gün merak etti
nasıl buraya geldiğini

sordu böcek annesine
annesi başını bile okşamadı
adi gerçeği söyledi
göz yaşı bile akmadı

böcek çocuk bir anlam veremedi
pis kokulu bu yerde
başladı her gün düşünmeye
neden, neden? diye...

hiç kavuşamasada sevdi
ve onu unutmadı
diye
insan böceğe dönüşür mü?
dedi hep kendi kendine...

sonunda tanrıya dua etti
şu olayın aslını görmek için
bir zamanlar insan halini
rüyasında görmek için...

gözlerine inanamadı
bir zamanlar insandı
gördü aşağılık yüzünü
ve o hazin hatasını...
uyandığında şükretti
böcek olduğuna çok sevindi
o gün çok mutluydu böcek çocuk
ama bu durum fazla sürmedi
o pis kokulu çöp arabasında
öyle kendinden tiksindi
işte aynı gün böcek çocuk
yaşamını yitirdi.

Salı, Haziran 09, 2009

gece şövalyem

her gece 12 den sonra
içimden bir şövalye kopuyor!
meydan okuyor zamana
başlıyor kılıcını sallamaya...

heryer kapkara
göz gözü görmüyor
göz beni görmüyor
o beni gören tek kişi
kalbimle selamlıyorum onu
gözlerim kör
gözlerim korkak
gözlerim saatte...
ve aniden bir toz bulutu
gözlerimden içime sızıyor
beni kaplıyor
yok oluyorum
her gece 12 den sonra
ben duyuyorum
şövalyem ağlıyor.



s1 böyle saçmalarken Muse'dan Muscle Museum dinlemekteydi... http://fizy.com/s/150jf6

Cuma, Mayıs 22, 2009

bıdık şair s1

5 yaşında okuma-yazmayı öğrenince, bizimkiler ewde sıkılmayayım diye beni anaokuluna vermişler… Ben böyle erken yol alınca, millet okuma yazma öğrenirken ben o kısımları artık banal bulup, şiir yazmaya girişmişim?!... 7 yaşındayken yazdığım bir sürü şiirim var... Kendi el yazmalarım şeklinde halen saklıyoruz...

Tabi her çocuğun kahramanı kendi anne-babası! ve ben de kendi kahramanım babam gibi şiir yazmaya özenmişim... Hatta babamın kendi şiir kitaplarında "Civano" soyismini kullanmasını memnuniyetle kendime uyarlamış ve "Esvan Civano" olarak o yıllarda nice şiirlere imza atmışım...

Geçenlerde yeniden okudum... ilk dikkatimi çeken benim kuzu sevgim... devamlı içinde kuzuların olduğu şiirler yazmışım :) buyrun birkaç örnek;

İlkbahar
Herşey ilbakarda güzel
Kuzuların ötmesi, kuşarın cıvıldaması.
Kuzular me, me, kuşlar cik, cik.
Hepsi birden.

Çok güzeldi dün.
Çünkü çiçekler fışkırmıştı.
Kuzular, kuşlar şarkı söyleyişi,
Kelebekler de çiçeteler.
ESVAN CİVANO
1984

herhalde çiçekteler demek istemişim... veya şöyle birşey var;

Kuzum
Çayırda dört ayak biri,
Geziyor otlaya otlaya.
Boynuzu, pisliği yararlı,
İçinizde bu hayvanın adını bilen var mı?

Ali inek dedi,
Ayşe keçi dedi.
Bunu hiç kimse bilemedi,
Bilemicek ne var canım kuzu, kuzu
Esvan Civano
1984

ama hep böyle börtü böcek, kuzu felan değil şiirlerimin konusu...

mesela siyah beyaz televizyondan renkli televizyonlara geçiş ne acayip bir dönemdi, yaşayanlar hatırlayacaktır.. hal böyle olunca bir şiir de yeni satın almış olduğumuz renkli televizyona yazmışım..... ahaha:)

Televizyon
Beko_Hıtachı, Soni,
Televizyon markası.
Daha var ama,
Hepsini aklımda tutamamki

Biz soni aldık.
Bir çok para verdik.
Bir hoş abla çıktı şarkı söyledi,
Bence soni aldığımıza deydi
Esvan Civano
1984

Kimdi o abla..? bilemiyorum...

Her şiir öncesi ön görüşmeler yapardım... Örneğin yukarıdaki şiirle ilgili olarak anneme gidip, bildiği tüm televizyon markalarını saydırdığımı hatırlıyorum...

Allah rahmet eğlesin, nenemin yeri benim için çok ayrıydı, çok severdim onu... Annem çalıştığından gündüzleri bana ve kardeşime o bakardı. Bizde emeği çoktur. Ben O'na da bir şiir yazmak isteyince soluğu nenemde aldım... nasıl bayıyorum onu sorularımla belli değil... Bir de hiç unutmuyorum kaç yaşında olduğuna bir türlü karar verememişti?! çook garip bulmuştum bu durumu, çoook.... buyrun şiirim:

Ninecim
Bizi büyüten sen,
Bizi yediren sen.
Bizi uyutan sen,
Canım ninecim.

74 yaşında ninem,
Genç diyemem.
Tahtalıda doğmuş,
Ocak ayının başında.
Esvan Civano
1984

Yerinde saptamalarım vardı evet bununla gurur duyabilirdim... Ama daha az gurur duyabileceğim başka şeyler de vardı... Mesela bir tarzı bir kez benimsedim mi uzun süre hep o tarzda eserler veriyordum :)) Misal babama yazdığım şiiri inceleyelim;

Babacığım
Kalbimde sen,
Aklımda sen,
Düşümde sen,
Sensin babacığım.

Evi besleyen sen
Bizi besleyen sen
Canımsın sen
Sensin babacığım
Esvan Civano
1984

eheh şimdi de anneme yazdığım özgün eseri inceleyelim:

Anneciğim
Kalbimde annem,
Yüreğimde annem,
Düşümde annem,
Benim melek annem.

Annemin annesi melek,
Babamın annesi melek.
Babamda melek,
Toptan ailemiz melek.
Esvan Civano
1984

Yukarıdaki şiirin sonunu yazarken neler düşündüğümü de çok net hatırlıyorum. Şimdi anneme melek diyince, anneannem için de melek diyebileceğim gelmişti aklıma! ve sonra e hak geçmesin diyip babaanneme de melek demeye karar vermiştim... sonra ulan dedim esas babam melek ya bunlar ne ki!? .... sonra baktım işin sonu gelmeyecek, ve o muhteşem finali yazdım; toptan ailemiz melek...

Kardeşime yazdığım eserse, karışık duygulara rağmen onu ne çok sevdiğimi anlatmaktadır kanımca...

Devrancığım
Yaramızlıkta birinci,
Ama zekası üstün.
Şeytan gibi,
Ama çok severim.

Devran ağabeydir.
Mart ayında doğdu.
İki buçuk yaşında.
Bizim ailede Devran'ın değeri çok yaa.
Esvan Civano
1984

Bu şiirde de "ağabeydir" kısmı için nenemle kavga etmiştik.. nenem tutturdu o senin ağabeyin diye.. Ben diyorumki o benim kardeşim! (5 yaş var aramızda) yok anam nenem tutturdu olsun küçükte olsa o erkek, o senin ağabeyin.. öfleye pöfleye bir anlam veremesemde işte nenemi kırmamak için öyle yazmıştım...


Çok şiirim var anlayacağınız...

Finali en favori şizofren şiirimle kapatmak istiyorum...
fazla söze lüzum yok.


Biziz
Biziz, bizin,
Kime deriz.
Biz bir,
Laleyiz.
Esvan Civano
1984
Related Posts with Thumbnails

en çok okunan top10 şaheser